Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ana sayfaya Dön // Röportaj
Mustafa Kuran'la Ceza Kanunu Üzerine
19 Ağustos 2010 Perşembe Saat 12:57
Bu haftaki konuğuğumuz, Tüm Hukukçular Birliği Genel Başkanı Avukat Mustafa Kuran. Kuran'la Türk Ceza Kanunun'daki değişiklikleri, yargı-mafya ilişkilerini ve baro seçimlerini konuştuk.....

Türk Ceza Kanunu'nda yapılan değişikliklerden önce çok gündeme gelen 'zina' tartışmaları için neler söyleyeceksiniz?
Av. Mustafa Kuran: Bugünlerde gündemde olan fakat akademisyenlerin konuşmadığı yeni Türk Ceza Kanunu değişikliğiyle ilgili 2-3 maddeye dikkat çekmek istiyorum. Öncelikle zina olayının bütün gündemi oluşturması, bu toplumun yanlış yola girmesine neden oluyor. Türkiye'de öyle bir durum ortaya çıktı ki, 'zinayı isteyenler' ve 'zinayı istemeyenler' diye ikiye bölünüldü. Milleti bu şekilde germeye hiçbir devlet adamının veya hiçbir yöneticinin hakka yoktur. Burada bir haksızlık görüyorum. Neticede hukuk alanında milletin ihtiyaçlarına cevap verebilen faydalı olabilen tasarıların elbette desteklenmesi, alkışlanması lazım. Milletin alehinde olanları da yermek hepimizin görevi. Dolayısıyla bu yeni tasarıda üzerinde durulmayan birçok yenilikler var. Bunlardan genel olarak özgürlüğü ve kısıtlayıcı maddelerin mevcut olduğunu görmemize rağmen halk bunun üzerinde durmuyor.
Sadece zina, zina.. Biz Avrupa Birliği'ne girerken, bu süreçte zinanın cezalandırılması için öne sürülen görüşlerin doğru olduğuna inanmıyorum. Uyum yasaları çıkarken, zina olayını gündeme getirmek Türkiye için doğru bir hareket değildir. Hükümet bunu niye gündeme getirmek anlamak mümkün değil.
Bu güne kadar açılmış toplam 66 dava var. Zinanın suç olarak kabul edilmesi, cezalandırılması aile yapısınında yıkılmasını teşkil edecektir. Örneğin Anadolu'da kadınların mal varlıkları yok, çalışmıyorlar. Büyük nüfus böyle yaşıyor. Zina halinde kadının şikayeti üzerine kocası cezaevine girecek. Kadın çocuklarıyla dışarıda perişan olacak. Bu durumda ailenin devamı da mümkün değil. Zina hem şahsidir, hem de ahlakidir.
Aslında medeni kanunda zina cezalandırılıyor. Medeni kanuna göre, zinadan dolayı boşanma sırasında hakim, mal paylaşımını yüzde 50'ye de 'sıfır'a da indirebilir. Bu medeni cezadır. Siyasilerin, avukatların bu madde üzerinde durması gerekir. Bu çok daha geçerli ve uygun bir ceza olabilir.
Son zamanlarda yargı-mafya ilişkisi de çok fazla gündeme geldi. Bu konudaki değerlendirmeleriniz nelerdir?
Av. Mustafa Kuran: Yargının leke almaması lazım. Hele üst makamlarda yer alan yargı mensuplarının kendilerini çok iyi korumaları gerekiyor. Çünkü hakimlik inancımıza göre dünyada en üstün mevki. Dolayısıyla onun mensupları da kendilerini korumalı ve dikkat etmeliler. Hakimleri, savcıları, adli yargı mensuplarını cüzdanı ile vicdanı arasında kalmaktan kurtarmak şarttır. Son yaşanan olaya gelirsen, yargıtay başkanının acilen istifa etmesi, yargının rahat nefes almasına yol açacaktır. Ben devlet hayatında hiçbir kurumun hiçbir tarzda böyle yıpranmasını, hele hele rüşvet, menfaat ilişkileri içine girilmesini onaylamıyorum. Ama yargının bu lekeyi kaldırabilecek durumu yok.
Peki yargı bağımsız mı?
Av. Mustafa Kuran: Türkiye'de Menderes'den gelen 39'uncu madde var. Türkiye'de yargı bağımsız. Fakat, uygulamalarda ve yüksek hakim ve savcıların organizasyonunda kurul var. O kurulun işlemesi nedeniyle yargının bağımsız olmadığı, siyasi iradeye bağlı olduğu izlenimi uyanıyor. 7 kişilik bir savcılar ve hakimler kurulu var. Biri Adalet Bakanı, biri onun müsteşarı, diğerleri Danıştay ve Yargıtay'dan gelenler. Bütün tayinleri Adalet Bakanı ve müşteşar yapıyor.
Avukatların ne gibi sorunları var?
Av. Mustafa Kuran: Ben hukuk fakültesinden yetişen çocukların iyi yetiştiğine inanmıyorum. Hukuk misyonundan uzak kişilerin hukukçu olmaları mümkün değildir. İster avukatlıkta, ister hakim veya savcılıkta.
Avrupa Birliği'ne üye ülkelerde avukatlık mesleğine, hakim ve savcılara çok büyük önem veriliyor. Türkiye'de ise avukatların büyük bir kısmı sıkıntı içinde. İstanbul Barosuna kayıtlı 20 bin avukat var. Bunların 3 bini CMUK'ta çalışıyor, 30-40 milyona gidip karakollarda 10 saat bekliyor. Yani kirasını, ofisinin parasını ödeyemeyen binlerce avukatın varlığı hukuk adına üzücüdür.
Bir adliye sarayımız yok. Adliyelerimizde şahsiyet eksikliği var. Güçlü bir yerde oturduğumuz zaman güçlü olduğunuzu hissedersiniz. İstanbul'da şu anda 25 adliye var. Bir davadan bir davaya yetişmek çok büyük sıkıntı yaratıyor.
Hukuk sisteminde ne gibi sıkıntılar var?
Av. Mustafa Kuran: Türkiye'de davaların açılması ve uzaması da sistem sıkıntısından kaynaklanıyor. Amerika'da iki sistem var. Her jüriyi biliyor. Önce dava dosyası tetkik ediliyor. Sonra bilirkişi dosyaya bakıyor ve bu dava açılmalı mı? yoksa açılmamalı mı? diye karar veriyor. Mahkemeler önemsiz davalarla meşgul edilmiyor. Türkiye'de adaletteki tıkanmanın önlenmesi için her şikayet için dava açılması yerine yeni sistem getirilmeli ve mahkemelerin yükü hafifletilmelidir.
Baro Başkanlığı için adaysınız. Neden aday oldunuz?
Av. Mustafa Kuran: Ben 36 yıldan bu yana istanbul barosuna kayıtlı bir avukatım. Bu 36 sene içinde istanbul barosunu yöneten kadroların aynı ideolojiye sahip olduklarını ve iyi bir hizmet götürmediklerini düşündüğüm için aday oldum. İstanbul'da avukatlardan ve hukukçulardan oluşan 12 dernek ve birlikler başkanları toplanarak baroda birlik grubunun oluşturulmasına ve benim de aday olmama karar verdiler.
Neler yapmayı planlıyorsunuz?
Av. Mustafa Kuran: 1-Büyük adliye sarayının kurulmasını sağlayacağım.
2- CMUK'ta çalışan 3 bin civarında genç avukat var. Bunların hiçbirinin mali durumu iyi değil. Baro bugüne kadar bunlarla ilgili ciddi bir yönetmenlik bile çıkarmadı. Ben kazanırsam bu durumu düzelteceğim. Onların gelirlerini arttıracağım.
3- Türkiye'de genç avukatlar iş bulamıyor. Avukatlık mesleğinin icrasında da maddi anlamda da çok sıkıntı çekiliyor. Benim kazanmam halinde genç avukatların ilk 3 seneleri için vergi muafiyetine tabi tutulması ve yine aynı dönemde yüzde 50 oranında aidat alınmasını sağlayacağım. Bugün aidatlar 230-250 milyon lira arasında. Kendi geçimini zor sağlayan avukatlara bu yönden de destek olmak yönetimin birinci vazifesi olacaktır.

4- 7-10 kişilik baro yönetim kurulları 20 bin avukatın ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte değil. 100 kişiden oluşan birikimli ehliyetli hukuki anlamda iyi yetişmiş kişilerden oluşan bir baro meclisinin kurulmasını sağlayacağım.
Bu yazı toplam 8211 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Şu An Sitede
5 Kişi Online
SİTE ANKET
DÜNÜN MANŞETLERi
SEFERLER  + Ekle 
ETKiNLiKLER  + Ekle 
ARŞİVDE ARA
ÇOK OKUNANLAR